mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

Sermayeye sunulan ‘hizmet’ GATS -1
Ziya Özışık-Evrensel Gazetesi

12.07.2001

 

“Liberalizasyonun hukuki alt yapısı oluşturuluyor. Burada hedeflenen ülke üzerinde yaptırıma sahip olmak. Yanı sıra çok taraflı bir anlaşma. Bu bağlamda ciddi bir bağlayıcılığı söz konusu. Ekonomik olabilecek tüm kamusal alanlarda sermayeye yük olacak her şeyin kaldırılması gibi bir hükme bağlanıyor. Böyle bir bakış açısında olay, sermayenin hayal gücüne bırakılıyor.” Gaye YILMAZ - Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 

Yeni talan alanı hizmetler sektörü

GATS nedir?
Tüm hizmet alanlarını ve hizmetlerin üretilmesi için gerekli olan sınai ve tarımsal ürünlerin üretimini de kapsayacak boyutta bir küresel anlaşma olan Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS)’ın 2000 yılı başından bu yana geçen 1.5 yıl içerisinde her 15 günde bir DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü)’nün Cenevre’deki merkezinde genişletilmesine yönelik müzakereler yapılmakta. Yapay ekonomik kriz bahane edilerek IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda son dönemde çıkarılan yasaların tümü GATS’ın oluşturulmakta olan yeni şekline uyum yasalarıdır. GATS müzakereleri 11 ana başlık altında yürütülüyor ve belirlenen ana başlık, alt bölüm ya da sektör ve grupların anlam ve içeriğinin anlaşılmaması için DT֒nün ciddi çaba sarfettiği fark ediliyor. GATS’ın hemen hemen bütün alanlarda yürürlüğe konulacağı görülüyor. Üzerinde anlaşma sağlanan 11 temel kategori şöyle:
- Telekom, posta hizmetleri, görsel ve işitsel iletişim hizmetleri de dahil olmak üzere iletişim.
- İnşaat ve bağlantılı mühendislik hizmetleri.
- Eğitim.
- Enerji, su iletim sistemleri ve atık su işleme.
- Tüm çevresel hizmetler.
- Finansal, mali ve bankacılık hizmetleri.
- Sosyal hizmetleri de kapsayacak şekilde sağlık ve bağlantılı hizmetler.
- Turizm, seyahat ve bu iki sektörle bağlantılı tüm hizmet ve ürünlerin üretimi.
- Kültürel ve sportif hizmetler
- Kara, hava, deniz ve tüm diğer ulaşım hizmetleri.
- Diğer hizmet alanları.

Uluslarası sermayenin hedefinde şimdi hizmet sektörü bulunuyor. 2002’nin sonunda görüşmeleri başlayacak olan Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ile bağımlı ülkelerin hizmetler sektörü tamamen serbest piyasaya açılacak. Bu bütün kamu hizmetlerinin tasfiyesi anlamına geliyor. Konu ile çalışmalar yapan MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu’ndan Gaye Yılmaz, bu anlaşmayla ezilen sınıflar içinde mühendislerin, uzman teknik kadroların, doktorların, bulunacağını söylüyor.
- Hizmet sektörüne yönelim sermayenin hangi ihtiyaçlarından kaynaklanıyor?
1970’li yılların başından itibaren özellikle finans sektöründe yaşanan yoğunlaşma aşırı sermaye birikimine yol açınca sistem kendisine yeni alanlar aramak zorunda kaldı. Sanayinin ön planda olduğu dönemde işgücünün yoğun örgütlenmiş olması nedeniyle bulunacak çözüm sermaye perspektifi açısından kendini yeniden üretebileceği bir alan olmak durumundaydı. Hem işgücü örgütlülüğünü azaltacak, hem de işsizliği artıracak, böylece güvencesiz ve örgütsüz bırakacak bir alandı bu aranan. Finans yelpazesi genişletildi ve artı değer yoğun biçimde sanayiden finansa aktarıldı. Bunun yanı sıra yeni teknolojiler de sanayideki üretimi hızlandırırken, bir yandan da işsizleştirmeyi beraberinde getiriyordu. Bu iki olgu, işsizliği, aslında sermayenin istemediği bir şekilde artırdı. Buna yaratılacak çözüm “Esneklik” olarak belirlendi. Çünkü istihdam edilen işgücüne istediğiniz kadar yüksek standartları sağlayın, onun yaratabileceği talep sınırlıdır. Ama işgücü maliyetlerini yükseltmeden daha çok insanı istihdam ettiğiniz zaman ürettiklerinizi satma şansınız vardır. İşte bunun için bulunmaz bir nimetti esneklik. Part-time çalışma, just in time çalışma, geçici işçilik, siparişe göre üretim bulunan çözümlerden bazıları. Ama tüm bunlar sermayenin bir sorununu çözmedi. Kâr oranlarının sürekli biçimde artırılması sorunuydu elbette bu. Buna karşı bulunan çözümde de emek değer yelpazesinde bir genişlemeye ihtiyaç duyuldu, yani sömürü alanlarının genişlemesini sadece sanayi emeğinin sömürülmesi yetmedi. Bunun hazırlıkları uzun yıllar devam ettikten sonra, en son Uruguay Raundu’nda dikkate alındı. Bu alanda devasa kârlar olduğu tespit edildi. Bir de hizmet alanındaki sömürü sanayi alanındaki sömürünün de ötesinde tüm entellektüel birikimi de artı değer olarak kâr hanesinde yazdırabiliyordu.
- Hizmet sektöründe çalışanlar belli statüye sahipler. GATS’la bu sorunu nasıl çözülecek?
Sistem açısından bu tamamen çözülmesi gereken bir handikap. Hizmet sektöründe özellikle iyi yetişmiş işgücü, teknik kadrolar, mühendisler, uzmanlaşmış kişilerin ücretleri, statüleri son derece yüksek. Bu da sermaye kârlılığını daraltıcı etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada ikili bir sömürü dizayn edildi. Birincisi özel sektörde çalışanların güvencesini azaltmak, standartlarını zayıflatmak, ikincisi de kamunun elindeki hizmet alanlarını piyasa ekonomisine açmak. Bu ikisi hem iki farklı sömürü yaratıyor, hem de birbirini besliyor. Kamuda özelleştirmeler ve piyasa mantığıyla işleyiş başladığı zaman, zaten bu özel sektörde istihdam edilen hizmetin üstünde bir tehdit olarak yaşanıyor.
- GATS’da karşılıklılık esası var. Buna göre siz nasıl hizmeti yabancı ülkelerden alabiliyorsanız, aynı şekilde hizmetinizi dışarıya satabilirsiniz. Türkiye’deki hizmet sektörünün böyle bir şansı var mı?
GATS’da bazı ülkeler satıcı bazı ülkeler ise pazar konumunda. GATS’da bir karşılıklık esası da bir illüzyondan, kandırmacadan başka bir şey değil. Türkiye gibi bu alanda aslında hiçbir varlık gösterme ihtimali olamayan ülkelerin böyle bir pazarlık masasına oturumasının mantığını anlamak ise mümkün değil. Bizim gibi ülkelerde açıktan adaylık tehditi kullanılıyor. Hiç GATS adı telafuz edilmeden, GATS’daki bütün talepler aynen Avrupa Birliği Komisyonu tarafından da isteniyor. WTO ve IMF’nin taleplerine bakın, birçoğu adı söylenmeden MAI, GATS hükümleridir. Eşitsizler arasında karşılıklık esası olamaz.
- Eğitimden sağlığa birçok sektörde GATS’ın adı telaffuz edilmeden bir liberalizasyon sürüyor. Bunun tekrardan bir anlaşma şeklinde karşımıza çıkmasının anlamı nedir?
Liberalizasyonun hukuki alt yapısı oluşturuluyor. Burada hedeflenen ülke üzerinde yaptırıma sahip olmak. Yanı sıra çok taraflı bir anlaşma. Bu bağlamda ciddi bir bağlayıcılığı söz konusu. Ekonomik olabilecek tüm kamusal alanlarda sermayeye yük olacak her şeyin kaldırılması gibi bir hükme bağlanıyor var. Böyle bir bakış açısında olay sermayenin hayal gücüne bırakılıyor.
- “Ulusal Program” GATS hükümlerini içeriyor mu?
Derviş yasalarının bütünü, tek bir maddeyi bile dışarıda tutmadan, diyebiliriz ki GATS’a hazırlık ve altyapı yasalarıdır. Bunun en bariz örneğini Telekom’un özelleştirilmesinde gördük. Telekom’da üstelik yönetime atanacak kişilerle ilgili sorun çıkması sonucu IMF’nin krediyi askıya alma tehdidi tamamen dediklerimize uyuyor.

-GATS’a karşı duruş nasıl örgütlenebilir?
Bizim çalışma grubumuz sermaye saldırılarının neler olduğunun açığa çıkarılması ve bu bilgilerin aktarılması amacıyla çalışmalarını sürdüyor. Burada görev GATS ve MAI gibi konularda saldırıların direkt muhatapları olan işçilere, emekçilere ve onların örgütlerine düşüyor. Bunların bütünlüklü bir sistem sorunu olduğunu bilmek ve emek perspektifiyle bakmak önemli. Sendikalar bunları entellektüel bir tartışma olarak değerlendirip çok fazla konunun üzerine eğilmiyor. Oysa bire bir emeği ilgilendiren konular, onun için bunların içselleştirilmesi gerekiyor. Sendikaların eğitim daireleri, örgütlenme dairelerine önemli sorumluluklar düşüyor. Temel konular, dili basitleştirilerek işçilere anlatılabilir. Şunu iddia etmiyoruz. Bütün bu kurumların adı bilinecek, anlaşmaların açılımları bilinecek. Sermayenin yeni yönelimleri aktarılsa işçilere bu yeterli. Bir diğer boyutta şu; işçi sınıfı tanımı çok genişliyor. Bu anlamda artık beyaz yakalı, mavi yakalı ayrımının kalmaması gerekiyor. Sermaye kendi perspektifinden bu ayrımı çoktan ortadan kaldırmış zaten.

- Sürecek -

 

Sermayeye sunulan ‘hizmet’ GATS -2
Ziya Özışık-Evrensel Gazetesi

13.07.2001

Genel-İş Genel Koordinatörü Serhat Salihoğlu, GATS’la birlikte belediyelerin sunduğu hizmetlerin başlıca taliplerinin uluslararası tekeller olacağını ve bunlara herhangi bir engel konulamayacağını belirtiyor.

 

Belediyeler tekellerin pençesinde


- Hizmet sektörüne yönelim sermayenin hangi ihtiyaçlarından kaynaklanıyor?
Günümüz toplumlarında ekonomik faaliyetleri tarım, sanayi ve hizmet sektörleri olarak üç ana gruba ayırabiliriz. Bu sektörlerde yapılan üretim söz konusu ülkenin toplam üretimini oluşturmaktadır. Toplumun gelişimi içinde bu sektörlerin herhangi birinde yapılan üretim, nisbi olarak artmakta ya da azalmaktadır. 1960’lardan başlayan süreçte, hizmet üretimi sanayi üretim değerinin önüne geçerek toplam üretimin en önemli bileşeni durumuna gelmiştir. Bu değişimin temel nedeni üretim teknolojilerinin gelişmesine koşut olarak sanayi üretiminin ve buna bağlı olarak sanayi ürünleri satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinin artışıdır.
Bu nedenle hizmet sektörünün önem kazanmasını gelişmiş ekonomilerde sanayi sermayesinin pazar genişlemesine olan gereksinimi içinde değerlendirmek gerekir. Gelişmiş ekonomilerde özellikle tüketim malları sanayi üretiminde, toplumsal refah koşullarında büyük bir gelişme yaşanmış olması hizmet sektörünün gelişimine ivme kazandırmıştır. Gelişmiş ekonomilerde sanayi ve üretim teknolojilerindeki gelişmenin yeni pazarlara olan gereksinimi, küreselleşmenin de temelini oluşturmaktadır. Sermayenin serbest dolaşımı önündeki ulusal engellerin kaldırılması süreci olarak küreselleşme, hizmet sektörünün son dönemdeki gelişimine ışık tutmaktadır. Örneğin 1999 yılında mal ticareti 5.460 trilyon dolar iken hizmet ticareti 1.340 trilyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Hizmet sektöründe üzerinde durulması gereken önemli bir konu da özel sektör eliyle üretilen hizmetlerle kamu sektörü eliyle üretilen hizmetler arasındaki ayrımdır. Özellikle 20. yüzyıldaki II. Paylaşım Savaşı sonrasında gelişmiş kapitalist ekonomilerde kamu hizmetlerinin büyük bir gelişme gösterdiği görülmektedir. Az gelişmiş ülkeler de, bu gelişmeden etkilenmiş ve kendi olanakları ölçüsünde kamu hizmetlerini geliştirme arayışında olmuşlardır. Bu süreçte kamusal hizmet örgütlenmelerinin geliştiği görülmektedir. Temel kamu hizmetlerini yurttaşlara ya bedava ya da belirli bir bedel ile vermeye dönük kamu hizmeti yaklaşımı, kapitalist metropol ülkelerde ortaya çıkan krizden kamu maliyesinin de etkilenmesiyle erozyona uğramıştır. Süreç içerisinde sermayenin kamu hizmetlerine talip olmasıyla bu alanda da dev tekeller oluşmuştur. Kısıtlı kaynakları ile kamu hizmeti vermeye çalışan gelişmekte olan ülkeler, küresel ekonomiye yön veren güçler eliyle ekonomide yeni-liberal siyasetle yeni-sağcı politikalara yönlendirilmiştir. Günümüzde kamu hizmeti veren kuruluşlar adım adım ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Büyük mali açmazlarla yüzyüze getirilen bu ülkelerde kamu hizmetlerinin piyasaya açılması süreci hızla ilerlemektedir. Bu nedenlerle karşımızdaki güncel olgu kamu hizmetlerinin küresel şirketlerin sömürü çarkı içine alınmasıdır. Süreç temel kamu hizmetleri alanının küresel piyasa işleyişi içine sokulması; toplumların yoksul kesimlerinin, emekçi kesimlerin bu hizmetlerden giderek daha az yararlanacak olması anlamını taşımaktadır.
- Belediye hizmetlerine GATS’ın ne gibi etkileri olacak?
GATS ile belediye hizmetleri tümüyle piyasaya açılmış olacaktır. Piyasaya açılmayı burada küresel piyasaya açılma olarak anlamak daha doğrudur. Çünkü, su ve çöp hizmetlerinde küresel dev şirketlerin varlığı bilinen bir gerçektir. GATS yükümlülükleri dikkate alındığında, bu hizmetlerin başlıca taliplerinin küresel şirketler olacağı ve bunlara herhangi bir engel konulamayacağı açıkça görülmektedir. Belediye hizmetleri alanının küresel şirketlerin kâr alanına dönüşmesi, hizmetlerin pahalanması ilk anda ortaya çıkacak etkilerdir. Diğer bir sonuç katı atık bertarafında küresel şirket egemenliğinin insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri olarak karşımıza çıkacaktır. Bu şirketlerin denetiminde yine GATS’ın engelleyici hükümleri nedeniyle yaşanacak sorunları ve özellikle tehlikeli atıkların bertarafının yaratacağı sorunları büyük olasılıkla yaşayacağız. Gelişmiş ülkelerde çevre duyarlılığı nedeniyle yok edilemeyen tehlikeli atıkların, bu şirketler eliyle gelişmekte olan ülke topraklarında bertarafının önü de açılmış olacaktır.
Belediye hizmetlerinin küresel şirketlerin rekabetine açılması, bu hizmetlerde istihdam koşullarını da doğrudan etkileyecektir. Kamu istihdamının büyük oranda daralması, küresel şirketlerin yanı sıra irili ufaklı birçok taşeron firmanın sektöre girmesi, sigortasız çalışmanın yaygınlaşması, işçilerin sağlıksız çalışma ortamlarıyla yüz yüze kalması ve sendikasız çalışma, sürecin önümüze koyduğu ciddi risklerdir. Belediye hizmetlerinde liberalizasyon, diğer bir boyutuyla, yerel halkın belediye kurumunu ve üretilen hizmetleri denetleme olanaklarının ve demokratik sürecin zayıflaması ile belediyelerin yerel ihale trafiğini yöneten kurumlar haline gelmesi anlamını taşımaktadır. Sonuçta yerel kamu hizmetleri küresel piyasaya eklemlenmiş olacaktır.
Türkiye’de, aslında bu yöndeki süreç GATS’dan önce başlamıştır. Bugünkü gelişmelerin yolu Dünya Bankası politikaları ile 1980’lerin başında atılmıştır. Örneğin, İSKİ Kanunu ile su ve kanal hizmetleri belediyeden ayrılarak bağımsız bütçeli idareler oluşturulmuştur. Büyükşehir Belediye Kanunu ile bu idareler tüm büyükşehirlere yaygınlaştırılmıştır. İkinci aşama su ve kanal idarelerinin, hizmetleri imtiyaz devri ile özelleştirmeleridir. Buna örnek olarak Antalya’da su hizmetlerinin 10 yıl süreli olarak Fransız çokuluslu şirketi Lyonnaise des Eaux’a verilmesidir. Dünya Bankası bu proje için 100 milyon dolar kredi vermiş ve ihalenin uluslararası olmasını şart koşmuştur. Üçüncü aşama küçük ölçekli belediyelerin hizmetleri birlikte yapmalarına olanak tanıyan yerel yönetim birlikleri eliyle su atıksu ve çöp hizmetlerinin küresel piyasaya açılmasıdır.
- GATS’daki “karşılıklılık esası”na göre, Türkiye’deki hizmet sektörünün şansı var mı?
Şu anki koşullarda Türkiye’deki hizmet sektörünün dışarıya açılma olanaklarının çok kısıtlı olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak hizmet üreten ve piyasaya hakim olan şirketler ya yabancı şirketler ya da onların yerli ortağı ve acentası durumundaki şirketlerdir. Hizmet sektörlerinde sermaye gücü ve teknolojik olanaklar belirleyici önemdedir. Bu sektörlerdeki mücadele küresel şirketler arasında sürmektedir. Aynı olgu kamu hizmetleri alanında da geçerlidir. Kamu hizmetlerinin liberalizasyonu ile birlikte gerek sağlık sektöründe gerekse belediye hizmetlerinde karşımıza çıkacak olgu uluslararası şirketler olacaktır.
- Eğitimden sağlığa birçok sektörde yine GATS adı telaffuz edilmeden liberalizasyon söz konusu. Bunun tekrardan bir anlaşma şeklinde karşımıza çıkmasının anlamı nedir?
GATS, küreselleşme sürecinde yeni bir döneme işaret etmektedir. Yenilik kapitalizmin küresel ve yerel düzeyde yeniden yapılanmasıdır. Bugüne kadar yeni-liberalizmin devlete, kamusal hizmetlere ve küresel nizama ilişkin bölük pörçük yaklaşımlarının bütünsel bir çerçeveye oturtulması ve pratiğe geçirilmesi söz konusudur. Birkaç yıl öncesinden 21. yüzyılı küreselleşme ve yerelleşme ikiz süreçlerinin çağı olarak ilan eden Dünya Bankası, küresel piyasa işleyişi yaklaşımı çerçevesinde küresel nizamın IMF, DB ve Dünya Ticaret Örgütü tarafından sağlanması, devletlerin bu süreçteki işlevlerinin küresel kapitalizm düzeninin yerel düzeyde güvenceye alınması ile sınırlanması ve üzerlerindeki sosyal görevleri yerel kamu otoritelerine devretmeleri gereğini dile getirmiştir. Bu sürecin kimi çevrelerce demokratikleşme olarak sunulması kandırmaca; kimi sol çevrelerce böyle algılanması ise sürecin kavranmaması olarak değerlendirilmelidir. GATS öncesinden kamu hizmetlerinde liberalizasyonun başladığı bir gerçektir. Belediye hizmetlerinde ülkemizde yaşanan süreç bu durumun somut bir göstergesidir. Ama süreç, kapitalizmin gereksinimleri açısından değerlendirildiğinde, GATS’ın gereksizliği gibi bir durum söz konusu değildir. GATS, hizmet liberalizasyonunda anlaşmaya taraf olan ülke hükümetlerini devreden çıkarmakta; liberalizasyondan geri dönüşü olanaksızlaştırmakta, hükümetlerin yabancı şirketlere ayrımcı davranmasını engellemekte, uyuşmazlıklarda ulusal kuralları geçersizleştirmektedir. Bu niteliğiyle, küresel piyasada küresel ölçekte iş yapan şirketler arasındaki rekabeti kurallara bağlamakta ve bu şirketlerin yerel piyasalara engelsiz girmesini güvence altına almaktadır.

- B İ T T İ -

sayfanın başına dön
[www.antimai.org] [bültenler] [haberler] [dağarcık] [yayınlar] [iletişim]