mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


Küreselleşmeyi işler hale getirmek

WTO Genel Başkanı Mike Moore’un 20 Şubat 2002 'de ICFTU’ya (Uluslararası Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonu) yaptığı konuşmanın özeti.

Özet Çeviri DİSK Uluslararası İlişkiler Bölününden alınmıştır.

27 Şubat 2002  

 

 

WTO,özellikle son birkaç aydan beri, başta Doha Round’unun mutlaka kararlaştırıldığı yer ve tarihte toplanması, bir sonraki raundun yerinin saptanması, tüm WTO komitelerinin başkanlarının belirlenmesi, örgütün yeni bütçesinin oluşturulması ve daha pek çok konuda son derece kararlı ve emin adımlarla ilerlemektedir. Bu kararlılık, Doha deklarasyonunda altı bir kez daha çizilen şeffaflık ve açıklık ilkelerinin işletilmesi konularında da gösterilecektir. Bu bağlamda Nisan ayında büyük bir seminer düzenlenecek, ayrıca farklı çıkar gruplarının katılabileceği özel atölye çalışmaları organize edilerek çevreciler, ICFTU, Uluslararası Ticaret Odası-ICC, Oxfam ve benzeri diğer STK’lar ,parlamenterler, sosyalist enternasyonal, demokratik,çevreci,hristiyan sendika birlikleri de davet edileceklerdir. Bu toplantılarda yukarıda sayılan yapıların oy hakkı olmayacak yalnızca söz hakkı olacaktır kuşkusuz. Fakat daha sonra bu STK’lardan resmi bir davranış kodu hazırlamalarını isteyeceğiz.

 

Netleştirmemiz gereken bir diğer konu ,WTO üyeleri arasında uzun zamandan beri tartışılmakta olan emek ve çevre standartlarını az gelişmiş ülkeler tarafından bir ticari avantaj gibi kullanılmak istendiği yönündeki kaygılardır. Hayır böyle birşeyin olmasına izin verilmeyecektir. Dünyamız son 100 yıllık süreçte ders alınması gereken pek çok olay yaşamıştır. Sömürgecilik ve komünizm bitmiş bu ülkelerin halkları bugün en azından özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Diğer yandan dünya ticaret döngüsünün son 30 yılda yaratttığı gelişmeleri de gözardı edemeyiz. Özellikle açlığın, yoksulluğun üstesinden gelinmesi demokrasinin geliştirilmesi, daha iyi yaşam alanlarının oluşturulması konularında muazzam gelişmeler sağlanmıştır. 1900 yılında ortalama yaşam süresi 30 yıl iken bugün 67dir. Kişi başına ortalama kalori tüketimi 10 yıl önceki 2463 seviyesinden bugün 2663e (%8) yükselmiştir. 1970’de tüm gelişmekte olan ülkelerdeki aç halkın oranı %35 iken, 1996’da %18’e gerilemiştir. BM, 2010 yılına kadar bu oranın %12’ye gerileyeceğini tahmin etmektedir. 1970 yılında gelişmekte olan ülkelerde temiz su içme olanağına sahip olanların oranı yalnızca %30 iken, bugün bu oran %80’e ulaşmıştır. Ekonomiler büyüdükçe ücretler de yükselmiştir. Kuşkusuz, tüm bu veriler , daha fazla ilerleme talep eden ve dünyanın bugünkü gidişatını eleştirenlerin haksızlığını göstermez. Yine IMF tarafından kısa süre önce bitirilen bir çalışmaya göre, 1993-1998 yılları arasında Asya’daki yoksul sayısında 120 milyon civarında bir azalma olmuştur. Doha’da karar altına alınan anlaşmalarla örneğin tarım alanında gelişmekte olan ülkeler, bu sektörden en büyük pay alan grup olma konumlarını sürdürebileceklerdir. Şu anda, zengin ülkeler kendi çiftçilerine tarımsal destek anlamında günde 1 milyar $ ödemektedirler ve yıllık bazda bu tutar , tüm gelişmekte olan ülkelere yapılan kalkınma yardımlarının 4 katına eşittir. Doha’da ise, tüm bu tarımsal desteklemelerin, ticarete zarar veren çiftçi desteklerinin adım adım kaldırılması karar altına alınmıştır. Hizmetlerin Liberalizasyonu; Dünya Bankasına göre koruyucu gümrük vergilerinde yapılacak 1/3 oranındaki bir indirim sonucunda örneğin Hindistan için GSYİH’nin %1.6 sına, Tayland için %4.2’sine tekabül eden bir kazanç anlamına gelmektedir. GATS müzakereleriyle yabancı hizmet yatırımcılarının yerel ekonomilere hiç bir sıkıntı çekmeden girebilmesi ve yabancı hizmet işçilerini sorunsuz bir şekilde istihdam edebilmesi (MAI anlaşmasındaki kilit personel hükmü) amaçlanmaktadır. Sanayi ürünleri ticaretinin liberalizasyonu Doha’nın bir diğer öncelikli ve önemli kararıdır. Bu alanda elde edilecek kazançların da 2/3’ü gelişmekte olan ülkelere akacaktır. Bu konuda yürüttüğümüz müzakerelerle gümrük vergilerini azaltmayı ve nihayetinde tamamen gümrüksüz bir ticareti hedefliyoruz. APEC tahminlerine göre yalnızca ticareti kolaylaştıran WTO anlaşmaları bile Asya-Pasifik bölgesindeki GSYİH’ı %0.25 oranında arttıracaktır. Bu nedenle Doha Raundunun son derece önemli bir Kalkınma Raundu olduğunu tekrarlamaktayız. Kaybedecek ne tek bir günümüz ne de tek bir dolarımız vardır. Ayrıca, Çin ve Çin-Taipei’nin Örgüte tam üyelik sürecinin tamamlanması sonucunda , WTO pazarı dünya toplam nüfusunun 1/4 ü kadar , 1.5 milyar dolayında genişlemiştir. Litvanya, Moldovya, Ürdün, Umman, Gürcistan, Hırvatistan ve Arnavutkluk’unda WTO’ya girişi büyük bir sevinç yaratmıştır. Halen 28 kadar ülkenin de WTO üyeliği için görüşmeler devam etmektedir. Halihazırda WTO’nun ticaret sistemi küresel ticaret sisteminin %97’si ile neredeyse evrenselleşmiş durumdadır. Dünya Bankasınca yapılan çalışmalara göre, mal ve hizmet ticaretinin kolaylaştırılması, vergilerin kaldırılması sonucunda gelişmekte olan ülkelerin gelirlerinde 1.5 trilyon $ düzeyinde bir artış gerçekleşecektir. Ve dünya ticaretine yeniden şekil verilmesi, ticaret ve yatırımlar önündeki engellerin kaldırılması sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki yoksul sayısında 2015 yılına kadar 300 milyon azalma olacaktır. Bu durum, bir sonraki 10 yılda ticaret hacminde bir patlamaya neden olacağı için gelir düzeyi de 2.8 trilyona yükselecektir. Ancak tüm bunlardan sonra, kendilerini “Başka bir dünya mümkün” sloganı etrafında daha iyi bir yaşama adamış olanların, duvarların olmadığı ve herkesin daha iyi koşullarda yaşadığı bir dünyaya kavuşması mümkün olabilecektir.