mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

KESK'ten BİLDİRİ

Toplu sözleşme ve grev hakkımızı yasaklayan, yasaklarla dolu bir yasayı kabul etmeyeceğiz!

 

Kamu Emekçisi Arkadaş,
Bundan 11 yıl önce, daha iyi çalışma ve yaşam koşulları için sendikalarımızı kurduk. Hakların ancak örgütlü mücadele ile kazanılacağına inanıyorduk. Sendikal örgütlenmeyi yaratmak elbette kolay olmadı. 11 yıllık süreçte yüzbinlerce kamu emekçisi gerektiğinde coplanmayı, adli ve idari soruşturmalara uğramayı göze aldı. Binlerce arkadaşımız sürüldü. Ancak yılmadık. Alanlarda, meydanlarda baskılar bizi yıldıramaz diye haykırdık. İnsanca yaşamak için baskılara, tüm engelleme çabalarına karşı mücadelemizden bir adım bile geri atmadık. Çünkü biz biliyorduk ki, onurlu bir yaşam ancak örgütlü mücadele ile olur.

Sendikal haklar örgütlenme, toplu sözleşme yapma ve grev hakkı ile bir bütündür. 11 yıl sonunda örgütlenme hakkımız artık tartışılmaz oldu. Ancak toplu sözleşme ve grev hakkımızı kullanmamız önündeki engeller devam ediyor. Bugün bizlere hiçbir yeni hak getirmeyen, tersine bazı haklarımızı bile elimizden almayı hedefleyen bir sendika yasası ile karşı karşıyayız. Benzer yasa tasarıları daha öncede karşımıza geldi. Aynı yasayı Mart 1998'de de karşımıza çıkardılar. Ancak bugüne kadar toplu sözleşmesiz, grevsiz bir sendikanın sendika olamayacağını, bunun dernekten farklı bir anlamı olmayacağını ve böylesi bir yasayı kabul etmeyeceğimizi söyledik. 4 Mart'ta Kızılay'da ve sonraki günlerde demokratik direniş hakkımızı kullandık. Kamu emekçilerinin gücünü görenler yasayı geri çekmek zorunda kaldılar. Bugün bir kez daha söylüyoruz. Kamu emekçilerinin yasakçı bir yasayı kabul etmesi mümkün değildir.
.......................
Yasaklayan Yasa İstemiyoruz!.

Bu yasa ile; Toplu sözleşme ve grev hakkımız engelleniyor, 420.000'i aşkın kamu emekçisinin sendika üyesi olması yasaklanıyor. Halen çalışmalarını sürdüren ASİM SEN ve TÜM YARGI SEN kapatılıyor. Metropol illerdeki büyük işyerleri dışında çalışan yüzbinlerce kamu emekçisinin işyeri temsilcisi seçme hakkı elinden alınıyor. Üyelik ödentesinin kesilmesi zorlaşıyor. Konfederasyonumuzun da üyesi bulunduğu, Dünya Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (ICFTU) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonuna (ETUC) üyeliğimiz yasaklanıyor. Yani özetle yasa tümüyle yasaklarla dolu.

 

Madde 1- Amaç: Kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması amaçlanmaktadır. Kanun toplu görüşmeyi düzenlemektedir.
Eleştirimiz: Bir sendikanın sendika olmasının temel özelliği üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla toplusözleşme yapmasıdır. Uyuşmazlık halinde ise caydırıcı olunabilmesi için grev hakkı kullanılmalıdır. Açıktır ki, sendikasız demokrasi, grevsiz toplusözleşmesiz de sendika olmaz. Bu iki temel işlevi olmayan bir örgütlenme dernek işlevindedir ve tabela sendikası olmaktan başka bir anlamı yoktur. Diğer yandan sendikalar yalnızca ekonomik ve sosyal haklarla değil, demokratik haklarla da ilgilenmelidir.

Madde 15 - Sendika Üyesi Olamayacaklar : Yasak kapsamında askeri işyerlerinde çalışanlar, müfettiş, murakkıp, kontrolör gibi kişiler, ceza infaz kurumlarında çalışanlar da yer almaktadır.

Eleştirimiz: Kanun oldukça geniş bir kesime örgütlenme hakkını yasaklamaktadır. Kanunun bu maddesi uyarınca 400 bini aşkın kamu emekçisi sendika üyesi olamayacaktır. Yani bu madde her 4 kamu emekçisinden birinin sendika üyeliğini yasaklamaktadır. Oysa şu anda isteyen her kamu emekçisi sendika üyesi olabilmektedir. Bu yasaklama Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. 11 yıldır sendika üyesi olanlar 11 yıl sonucunda "haklan güvence altına" aldığı iddia edilen bir kanun ite sendikal haklardan yoksun bırakılmaktadır. Bu kanun yürürlüğe konulduğunda askeri işyerlerinde örgütlü ASİM-SEN kapacak ve Adalet Bakanlığına bağlı kuruluşlarda örgütlü TÜM YARGI SENüyelerinin önemli bir bölümü sendikal haklardan mahrum kalacaktır.

Madde 20 - Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri: Sendika ve konfederasyonların faaliyet alanı oldukça daraltılmıştır. Faaliyetler; toplu görüşme yapma yanında, verimlilik araştırmaları yapmaya, mesleki ve kültürel nitelikli kurslar düzenlemeye, spor alanları, kitaplık, kreş ve yardım sandıkları vb. düzenlemeye indirgenmiştir.

Eleştirimiz: Faaliyet kapsamında toplu sözleşme ve grev hakkı da yer almalıdır. Kamu emekçilerinin bu hakkı 87 ve 98 sayılı ILO sözleşmelerinde yer almaktadır. Bu konuda Anayasa'ya aykırılık iddiaları inandırıcı değildir. Çalışma Bakanlığı tarafından konuyla ilgili olarak önceki hükümet döneminde çeşitli Hukuk Fakültelerinden görüş sorulmuştur. Görüşleri sorulan hukukçular bu hakların Anayasaya aykırı olamadığını açıkça belirtmişlerdir. Görülmektedir ki, yasak Anayasa'da değil siyasilerin kafalarındadır. Bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin, Danıştay'ın ve bilim insanlarının çok sayıda görüsü vardır ve bunlar en azından Çalışma Bakanlığı yetkililerince de bilinmektedir.Diğer yandan Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda bazı hükümet milletvekilleri bile toplusözleşme ve grev hakkının Anayasaya aykırı olmadığını açıkça belirterek, yasa tasarısına şerh koymuştur.

Madde 24 - İşyeri sendika temsilcileri : İşyerlerinde, kurumun yer aldığı hizmet kolunda çalışan kamu görevlilerinin yarıdan fazlasını üye kaydetmiş sendika işyeri temsilci seçm-eye yetkilidir. Ayrıca 51 kişiden daha az çalışanın olduğu işyerinde temsilci seçilememektedir.
Eleştirimiz: İşyerinde temsilci seçilebilmesi için, kurumun yer aldığı İş kolunda emekçilerin yarısından fazlasını üye kaydetmiş olma koşulunun getirilmesi ile, işyeri temsilcisi seçimi fiilen engellenmektedir.
Bir işyerinde temsilci olmaz ise, o işyerinin sendika ile bağı tamamen kopacaktır. Çünkü üyelerle sendika arasında köprü görevi yapan işyeri temsilcisinin seçilmesi için oldukça zor şartlar getirilmektedir.
iş kolunda emekçilerinin yarısından fazlasın üye kaydetmiş olsanız bile eğer işyerinizde 51 kişiden az çalışan varise yine temsilci seçemeyeceksiniz. Çünkü temsilci seçmeniz için bîr de o işyerinde en az 51 çalışan olmalıdır. Bilinmektedir ki, büyük illerdeki belli başlı işyerleri dışındaki çok sayıda işyerinde 51 kişiden daha az çalışan vardır. Örneğin binlerce okulda 51 'den daha az kişi çalışmaktadır. Daha doğrusu 51 ve daha fazla kişinin çalıştığı okul sayılıdır ve yalnızca metropol illerin merkezlerinde bulunmaktadır. Düşününüz ki, hangi ilçede ki işyerinde 51'den fazla çalışan vardır. Hangi sağlık ocağında, vergi dairesinde.nüfus müdürlüğünde, tapu-sidj müdürlüğünde ve birçok işyerinde 51'den fazla kişi çalışmak-tadır. Hükümet bu tasarıyla açıkça küçük işyerlerini ceza-landırmaktadır. Küçük işyerlerinde kamu emekçilerinin sendikal kazanımardan yararlanması ellerinden alınmaktadır.

Madde 26 - Üyelik Ödentisi: Üyelik ödentisi kesmek için o hizmet kolunda çalışanlardan en az yüzde 10'unu örgütlemiş olmak gerekmektedir.
Eleştirimiz: Ödenti kesimi için baraj getirilerek sendikalar ekonomik olarak güçsüz bırakılmak istenmektedir. Oysa sendika hangi oranda örgütlü olursa olsun talep ettiği aşamada üyelerinin, aidatı maaşından kesilerek sendikaya aktarılmalıdır. Herhangi bir şekilde ödenti kesilmesi için barajların kabul edilmesi mümkün değildir ve tamamen ILO sözleşmelerine aykırıdır.

Toplu Sözleşme ve Grev Hakkımız Engellenemez

Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkının Korunmasına ilişkin 98 Sayılı ILO sözleşmesine göre kamu emekçi-lerinin toplu sözleşme hakkı vardır. Kamu emekçilerinin toplu sözleşma hakkının bulunduğuna ilişkin ILO Örgütlenme özgürlüğü Komitesi'nin çok sayıda kararı vardır.
Kamu emekçilerinin grev hakkı 87 sayılı ILO sözleş-mesinde vardır. ILO denetim organları 87 sayılı söz-leşmenin üç ayrı maddesine dayanarak grevin tüm çalışanların ekonomik ve toplumsal çıkarlarını korumak ve geliştirmek için başvurabilecekleri temel bir hak olduğunu kabul etmişlerdir.
Anayasa Mahkemesi de Anayasa'da açıkça yer almayan ve güvenceye bağlanmayan bir hakkın yasa koyucunun takdir yetkisi çerçevesinde olduğunu bir çok kararında belirtmiştir. Yani bir hak Anayasa açıkça yasak-lanmadığı sürece yapılacak yasal düzenlemeler içerisinde yer alabilir. Toplu sözleşme ve grev hakkımız Anayasa'da yasaklanmadığı için yapılacak yasa içerisinde yer almasına engel bir durum yoktur.
Toplu sözleşme ve grev hakkımıza ilişkin mahkemelerin, Yargıtay'ın ve bilim insanlarının olumlu görüşleri vardır. Yapılması gereken siyasi irade beyan ederek bu haklarımızın yasal güvence altına alınmasından başka bir şey değildir. Üstelik halen sendikalarımız tarafından imzalanarak süren toplusözleşmeler de vardır. Örneğin Tüm Bel Sen sendikamız çeşitli toplu sözleşmeler yapmıştır ve bu toplu sözleşmeler Yargıtay (4. Ceza Dairesi Esas No: 1999/1539 ve 4. Ceza Dairesi Esas No: 1998/6954) tarafından onaylanmıştır.

Toplu Sözleşme ve Grev Hakkımız İçin Ne Dediler!

EMEK PLATFORMU : Mecliste bulunan kamu görevlileri sendikaları yasa tasarısı, grevli toplu sözleşmeli sendikal hakları da içerecek ve ILO Sözleşmelerine ve yetkili organ kararlarına uygun hale getirilecek biçimde yeniden düzenlenmelidir.
TÜRK-IŞ : Tasarı kamu emekçilerine hiçbir yeni hak getirmediği gibi, varolan bazı hakların da kısıtlanmasını örgörmektedir... Kamu emekçileri sendikaları da toplu pazarlık ve toplu sözleşme imzalayabilme haklarından yararlanmalıdır. ... Tasarıda 87 sayılı ILO sözleşmesini öngördüğü grev hakkından hiç söz edilmemektedir,
HAK-İŞ : Toplu sözleşme ve grev hakkı olmayan, üyelerinin çıkarları için savunma araçlarına sahip bulun-mayan bir sendikaya, sendika denilebilir mi? Böylesi bir örgütlenme olsa olsa dernek olur. Grev ve toplu sözleşme yapma hakkı olmayan bir sendika, muhatabı silahlı, kendisi silahsız bir derneğe benzer. Bu nedenle kamu emekçileri grev ve toplu sözleşme hakkı talebinden bir adım bile geri atmamalıdır. Bu haklar için mücadele edilmelidir. Bir sendika ancak üyelerinin çıkarlarını koruyabildiği ölçüde sendika olabilir.
DİSK : Bu taslak reddedilmeli ve ILO Sözleşmelerine uygun olarak kamu emekçilerinin grevli ve toplu sözleşmeli özgür sendikal haklarını güvence altına alan bir sendikal haklar yasası çıkarılmalıdır.
Emek örgütleri böyle söylüyor. Toplu sözleşme ve grev hakkını istemeyenler gerçek sendika olamaz. Toplu sözleşme ve grev hakkını savunmayanları bir kez daha uyarıyoruz.

Kamu Emekçisi Arkadaş,

Bugün çıkarmak istedikleri yasa, 1998 Mart ayında da gündeme gelmişti. ancak kamu emekçileri 11 yılda yarattıkları değerlere ve mücadelelerine sahip çıktı. Hiç kimse bizim onayımız olmayan bir yasayı meclisten geçiremezdi. 4 Mart 1998'de gaz bombalarına, coplara karşı Kızılay'da direndik. 98 Mart ayı içerisinde bir çok kez iş bırakma eylemleri yaptık. Sonunda bize rağmen bir yasayı meclisten çıkaramayacaklarını anladılar ve yasa tasarısını geri çekmek zorunda kaldılar.
Toplu sözleşme ve grev hakkımızı yasaklayan, örgütlenmemizi daraltmayı hedefleyen, yasaklarla dolu bir yasayı kabul emeyeceğiz. Toplu sözleşme ve grev hakkı içeren özgürlükçü, demokratik, katılımcı bir yasa için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Sahte yasayı yine çıkarmak isteyenler bilsinler ki, mücadelemize, haklarımıza ve onurumuza sahip çıkacağız.


HAYDİ, SAHTE YASAYI TEKRAR ÇÖPE ATMAYA!