mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


KESK'ten Bakanlara 5. DTÖ Bakanlar Konferansı için Uyarı Mektubu

8 Eylül 2003  www.kesk.org.tr web sitesinden alınmıştır.

 

DEVLET BAKANLARI
Sayın Ali Babacan,
Sayın Kürşat Tüzmen,

Bilgi için: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül

 

Sayın Bakan,
13 Mart 2003 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı sayın Mehmet Ali Şahin’e hitaben, KESK Genel Başkanı ve Emek Platformu Dönem Sözcüsü sıfatı ile göndermiş olduğum mektupta, emek örgütleri adına Dünya Ticaret Örgütü çatısı altında ikinci tur müzakereleri devam etmekte olan Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS bağlamında verilmiş ve verilmekte olan taahhütlerin ve bunların çalışanlar, hizmetin kullanıcısı konumunda olan tüm vatandaşlar ve ülkemiz açısından oluşan ve oluşabilecek yıkıcı etkilerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini sorgulamak istemiş ve kaleme aldığımız somut soruların yanıtlarını hükümetinizden talep etmiştik. Ne yazık ki bu mektubumuza Sayın Şahin şahsında hükümetinizden bir yanıt alamadık.
Bugün 10-14 Eylül tarihleri arasında Meksika’nın Cancun kentinde toplanacak olan DTÖ 5. Bakanlar Konferansına gidilirken bizler emek örgütleri olarak yine bu zeminlerde verilecek yeni taahhütler ve bunların toplumumuza getireceği yeni yüklerle ilgili derin kaygılar taşıyoruz. DT֒nün bu 5. Bakanlar Konferansının amacı ticaret ve yatırımların daha da serbestleşmesini, yatırımcı haklarının toplumsal fayda, işçi hakları ile kamusal ve sosyal kazanımlar aleyhine daha da genişletilmesini, güçlendirilmesini sağlamaktır.


Bu Konferansın resmi gündeminde bir önceki Doha Bakanlar Konferansında karar altına alındığı üzere Yeni Konular ya da Singapur Konuları denilen konular bağlamında dört yeni alanda yapılacak anlaşmalar yer almaktadır. Bunlar yatırımlar, rekabet, ticaretin kolaylaştırılması ve hükümet satın almalarıdır. Bu anlaşmaların toplamı 1997 yılından beri dünya çapında karşısında mücadele edilen MAI anlaşmasına eşittir.

 
Yatırımlar alanındaki bir anlaşma ile yatırımcı haklarının tüm işçi hakları karşısında genişletileceği ve bağlayıcı hale getirileceği, gitgide insan haklarının hiçbirinin yaşanamadığı bir ortamda geriye sadece yatırımcı haklarının kalacağı bir dünyaya varılacağı endişesini taşıyoruz. Rekabet alanında yapılacak bir anlaşmanın da hedefi aynı ve sonuçları benzerdir. Rekabete engel olduğu ileri sürülebilecek tüm toplumsal ve kamusal düzenlemelerin kaldırılması hedeflenmektedir. Ticaretin kolaylaştırılması ismi adı altında bir anlaşmaya varılması ile tüm dünyanın, işçi örgütleri, kurallar, vergiler gibi ‘engeller’ olmaksızın ticaretin ‘serbest’ hale getirildiği serbest bölgelere benzetilmesinin amaçlandığından kaygı duyuyoruz. Hükümet satın almaları alanında çoktaraflı bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasının da bizler için büyük bir tehdit yaratacağı, devlet satın almalarında çokuluslu şirketlerin egemen hale gelmesine yol açacağı ve bu şirketler için ülke içinde üretim koşulu da kaldırılarak, bu anlaşmanın ülkemizdeki istihdamı doğrudan etkileyen bir etkisi olacağı açıktır.
Yine Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS’ın ikinci müzakere turunun değerlendirilmesi ve sorunların giderilmesi de bu konferansın gündeminde yer almaktadır. GATS kapsamında verilen taahhütler ve bunların daha da genişletilmesinin kamu hizmetlerinde yıkıcı etki bir etki yaratacağı; eğitim, sağlık, su ve elektrik dağıtımı gibi asli hizmetler de dahil olmak üzere bu hizmetlerde ticarileşme yönünde basınç yaratacağı ve çokuluslu şirketlerin egemenliğinin koşullarını hazırlayacağı ve tüm bunların yanı sıra kamu çalışanlarının çalışma koşullarını ve toplum yararına nitelikli bir kamu hizmeti sunma olanaklarını ortadan kaldıracağı, bu asli alanlarda piyasalaşmayı yaratacağı için konfederasyonumuzun hassasiyetle üzerinde durduğu ve karşı çıktığı bir yönelimdir. Hükümetinizin GATS kapsamında kamu hizmetlerinde piyasalaşma sonucunu yaratacak yeni taahhütler vermemesi ve toplumun genel çıkarına kamu hizmetlerini zenginleştirerek koruması gerektiğini vurguluyoruz.


Yine DTÖ kapsamında yer alan TRIPS anlaşması ve patent hakları konusuna gelince dünyada yaygın hastalıklardan her gün 5.000 kişi ölmekte iken bu konuda tarihin gördüğü en büyük korumacı anlaşma olan TRIPS anlaşmasının ve bu anlaşma ile yoksul ülkelerin hayat kurtaran ilaçların muadillerini üretme hakkından yoksun bırakılmasının insani değerler açısından kabul edilemez olduğunu belirtmek istiyorum. Bu konuda varolan tepkilere karşılık olarak DTÖ tarafından 30 Ağustos tarihinde varıldığı açıklanan fakir ülkelerin ulusal salgınları tedavi etmek için patentli ilaçların jenerik kopyalarını ithal edebilecekleri yönündeki anlaşma ise gelen bilgilere göre hiç yeterli olmayıp, yine daha çok çokuluslu şirketler lehine güvenceler sağlamaktadır.


Tüm bu endişelerimizi dikkate alarak Dünya Ticaret Örgütünün Cancun’da düzenlenecek 5. Bakanlar Konferansında işçi ve emekçilerin haklarını uluslararası sermayenin çıkarlarına feda edecek tavizler vermeyen bir duruş sergilemenizi diliyor, gelişmeler konusunda bizleri ve tüm emek örgütlerini bilgilendirmenizi bekliyorum.

Saygılarımla,

Sami EVREN
KESK Genel Başkanı