mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu


Kendi Kuyruğunu Yiyen Yılan...

Dr.Ergin Yıldızoğlu-Cumhuriyet-10 Eylül 2003

 

Bugün Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 146 ülkenin bakanlarını Cancún'da bir araya topluyor. Yarın 11 Eylül'ün yıldönümü. Cancún toplantısında DTÖ, çevre ülkelerin ekonomilerini açmaya devam edebileceğini göstererek hâlâ bir işlevi olduğunu kanıtlamaya, dünya kamuoyunu da küreselleşmenin devam ettiğine inandırmaya çalışacak. Dünya ekonomisinin sağlığına ve 11 Eylül sonrası sürecin etkilerine bakarak bu çabanın ''ölmüş eşeği tekmelemeye'' benzediğini söyleyebiliriz. En iyisi DTÖ'yü Cancún'da gömmek!
Nereden nereye?

Dünya ekonomisi kapasite fazlası/ talep yetersizliği basıncı altında yerlerde sürünüyor. Küreselleşmenin motoru mali sermaye, bir süredir özellikle ABD'yi hedef alarak merkez ülkelere geri dönüyor. Bunun bir nedeni ABD ekonomisinin dış finansman gereği, diğer nedeni de gelişmekte olan ülkelerin piyasalarındaki sefalet: Birçok yerde iç talep ve yatırım olanakları, IMF politikaları sayesinde tahrip edildi, ekonomi daraltıldı. İroni şurada: Şimdi çevre ülkelerde borçlanan ABD; bu parayla hem kendi sanayisini ve tarımını çevreye karşı korumak için gerekli bütçe fonlarını, hem iç talebini hem de çevreyi baskı altında tutmak için gerekli askeri gücünü finanse etmek için kullanıyor.

Böylece çevre ülkelerde, dünya ekonomisinde bir toparlanma için gerekli üretim ve yatırım alanları, IMF'nin de katkısıyla giderek daha da daralıyor. Dünya ekonomisinde ''imparator adayı'' ABD global ekonomik krize adeta kuyruğunu yiyerek yaşamaya çalışan yılan gibi tepki gösteriyorlar. Kapitalizmin doğası işte...

Aşırı üretime neden olan kapasite fazlası tasviye edilmeden, dünya ekonomisi ABD ekonomisinin çekiminden kurtularak genelde talep yükseltici bir büyüme sürecine girmeden bu fasitdaireden çıkılamaz. Ancak burada büyük engeller var. Birincisi; her gelişmiş ülke bu fazla kapasitenin imhasından doğacak maliyeti (iflas, işizlik, siyasi kargaşa, hatta stratejik endüstrilerde zayıflama) başkasını özellikle de azgelişmiş ülkelerin üzerine yıkmak istiyor. İkincisi; dünya ekonomisinin ABD'ye bağımlılığı, ABD hegemonyasının da temel taşlarından biridir. ABD bundan vazgeçemez.

Cancún dansları

Hem bu nedenlerle hem de DTÖ'ye karşı yükselen küreselleşme karşıtı muhalefet, bu kuruma ilginin giderek azalmasına neden oldu. Gelişmiş ülkeler ''eşeğin çoktan öldüğünü'' kanıtlar bir biçimde, global, ortak çözümler yerine hızla ''ticareti serbestleştirme alanında ikili anlaşmalara'' yönelerek azgelişmiş ülkelerin piyasalarını, adeta birbirleriyle yarışarak paylaşmaya giriştiler. DTÖ'ye geçen yıl 250 anlaşma bildirildi, bu yıl sayı 300'ü bulacak. Böylece uluslararası ticaret, Prof. Bhagwati'nin deyimiyle ''Gelişigüzel konmuş karmaşık kuralların spagetti tabağına benzedi''. Bhagwati'nin, Financial Times'ta yakındığı gibi ''DTÖ, ABD'li lobi şirketlerinin elinde şekillendikçe ticaretin serbestleştirilmesi süreci tam anlamıyla bir rezalete dönüştü.'' (13/07). Bhagwati'ye göre ''ÇUŞ'ler, serbest ticaret prensiplerini çarpıtıp, serbestleştirme adı altında kat kat yasal düzenlemeyle gelişmekte olan ülkelere dayatılan bir dar cekete dönüştürdüler'' (The Nation 22/9/03). Bhagwati bu gün hegemonyacı devletin, bu ikili anlaşmalar sistemini benimseyerek serbest ticareti geliştirmek yerine yıkmaya başladığını söylüyor. Kapitalizmin doğası işte...

11 Eylül'e gelince, bunun nedenlerini çok konuştuk ama bir kez de Blair hükümetinde 6 yıl bakanlık yaptıktan sonra, üç ay önce istifa eden birinin ağzından duymak önemli. Eski bakan Michael Meacher geçen hafta The Guardian'da yayımladığı makalede ABD'nin 11 Eylül'ü bilerek engellemediğini iddia ettikten sonra ''Terorizme karşı küresel savaş yalandır. Esas amaç, bölgede ve dünyada ABD'nin jeopolitik amaçlarını gerçekleştirmekti'' dedi (06/07).

Irak petrollerine el koymaktan özelleştirmeye, bir Ortadoğu Serbet Ticaret Bölgesi oluşturmaya kadar uzanan? planlara bakarak, dün IMF ve DTÖ eliyle yok edilen ulusal egemenliklerin şimdi akıllı füzelerle yıkıldığını, yeni bir sömürgecilik sürecinin başladığını söyleyebiliriz. Ama Irak'taki direniş, ABD'nin tırmanan bütçe açığına rağmen savaş bütçesini sürekli büyütme eğilimi, insanın aklına yine ''kendi kuyruğunu yiyen yılanı'' getiriyor. Kapitalizmin doğası işte...