mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

 

MAI Anlaşması Yeniden Gündemde

Türkiye MAİ ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

15 Şubat 2006

 

Yaklaşık 1 yıldan beri, OECD içinden ve dışından toplam 60 hükümet yetkilisinin oluşturduğu ve Yatırım Komitesi tarafından bir araya getirilen “Görev Gücü Komitesi”, yatırımlar için politik bir çerçeve metin çıkarmak üzere çalışıyor. Görev Gücü Komitesinin yürüttüğü çalışma bugünlerde son aşamaya ulaşmış bulunuyor. 1-2 Mart 2006 tarihlerinde Paris’deki OECD Genel Merkezinde yapılacak toplantıda delegeler ortaya çıkan metni görüşecek ve OECD Yatırım Komitesi tarafından resmen kayda alınmadan önce Yatırımlar için Politik Çerçevenin revize edilmiş taslağına sok şeklini verecek. Eğer bütün süreç planlandığı şekilde yürüyecek olursa, ortaya çıkan yatırımlar konulu çerçeve politika metni Mayıs 2006’da OECD Bakanlar Konseyince onaylanacak. Söz konusu metin esas olarak ülkelerini yerli ve yabancı yatırımcılar için daha cazip hale getirme çabasında olan Hükümetler için olabildiğince esnek ve kapsayıcı bir biçimde dizayn edilmiş durumda. Bu anlamda çerçeve metnin uluslar arası ölçekte kapasite inşası konusunda çalışan örgütler ve yatırım ortamını iyileştirme amacıyla faaliyet gösteren ajanslar açısından bir referans oluşturacağı belirtiliyor.

Metinde ele alınan konular arasında

- yatırım politikaları,

- yatırımın kolaylaştırılması,

- ticaret politikaları,

- rekabet politikaları,

- vergi politikaları,

- şirketlerde yönetişim,

- işletme yönetim sorumluluğunu geliştirici politikalar,

- insan kaynakları politikası,

- altyapı gelişimi,

- mali hizmetler

- ve kamuda yönetişim.

Paris’teki demokratik kitle örgütleri ve TUAC yatırımcı hakları ve sorumlulukları arasındaki denge konusunda kaygılarını dile getirirken, OECD’nin sermaye kanadını temsil eden BIAC ise metnin geliştirilmesi sırasında ticari ve sosyal konular arasındaki ilişkiyi gün ışığına çıkaracak tartışmalardan kaçınılması gerektiğinin altını çiziyor. Çerçeve metnin, 2002 tarihli Monterrey Konsensusuna ve özellikle de bu konsensusda tanımlanan yabancı doğrudan yatırım kavramı ile “doğrudan yatırım akışlarını hızlandıracak ulusal ve uluslar arası düzeyde gerekli koşulların sağlanması” anlayışından esinlendiği belirtiliyor. STK’lara 10 Şubat’a kadar metin hakkındaki görüşlerini komisyona iletmeleri için süre verildi. Buna göre, STK’lar çerçeve metnin yatırım konusunda bir yenilik mi yoksa MAI’nin bir kez daha ortaya çıkarılması mı olduğuna dair görüşlerini ilgili komisyona aktaracaklar. Süreç tamamlandıktan sonra Dünya Bankası, UNCTAD ve diğer uluslar arası organizasyonlarla işbirliği halinde çalışan OECD Hükümetler ve ilgili taraflara bu metnin nasıl kullanılacağı, nasıl yorumlanacağı konularında dersler verecek (By, Myriam Vander Stichele SOMO, Netherlands, 8th Feb. 2006).

Öte yandan, en son aşamada kendilerinden görüş istenen STK’lardan bir bölümü bir araya gelerek OECD üyelerine bir ortak mektup gönderdiler. Bu mektupta, örgütün kendilerini bu süreci destekleyen STK’lar gibi tanıtmaya çalıştığını fakat çerçeve metnin geliştirilme aşamasına hiçbir şekilde dahil edilmediklerini ve metnin geliştirilmesi sırasında sadece TUAC ve BIAC’ın bulunduğunu, STK’ların görüşlerinin ise neredeyse hiç kale alınmadığını, bu nedenlerle de ortaya çıkan taslağı desteklemediklerini belirttiler. Aynı mektupta, söz konusu STK’lar çerçeve metin hazırlanırken esas olarak yatırımcıları cezbetmeye çalışan hükümetlerin bazı kaygılarının dikkate alındığı, hatta bu bağlamda örneğin vergi cennetlerinin gelir kayıplarına neden olduğu görüşüne paragraf 5.7 de yer verildiği belirtiliyor. Ancak bu STK’lar yine de çerçeve metinde yatırımların toplumsal yararı gözetmesi, ülkelerin ekonomik ve aynı zamanda toplumsal kalkınmalarına destek olması ve insan hakları gibi ilkelerin yer almadığını, hatta her ne kadar Monterrey Deklarasyonundan ilham aldığı söylense de bu deklarasyonda yer almış olan “yatırımcıların yaptıkları yatırımlarda toplumsal, cinsel ve çevresel etkileri de göz önüne almaları ricası”na bile yer verilmediğini belirtiyor. STK’ların en temel kaygısı ise yatırımcı hakları ile yatırımcı sorumlulukları arasındaki dengesizlik. Bu bağlamda çerçeve metinde 3 temel ilke göze çarpıyor:

(1) Yatırımların korunması ve açıklık konularına ilişkin farklı politik alanlar arasında politik tutarlılık

(2) Politikaların formulasyonu ve uygulanmasında şeffaflık

(3) Yatırım ortamına dair politikaların sürekli olarak güncellenmesi ve değerlendirilmesi. Buna karşın, örneğin yatırımcı pratiklerinin izlenmesi, yatırımlarda insan hakları sözleşmesine uyulması, şirket hesaplarında şeffaflık, açıklık, temel çalışma standartlarının bu yatırımlarda uygulanması gibi ilkeler hiçbir şekilde çerçeve metinde yer almıyor. Tüm bunların da ötesinde metinde hukuk mercii olarak yatırımcıdan devlete doğru işletilen uluslar arası tahkim mekanizması tavsiye ediliyor(paragraf 1.5.). Ayrıca, fikri mülkiyet hakları (patent ve telif hakları) ile ilgili bölümde (paragraf: 1.3.)faydaların paylaşılması ilkesi yok sayılıyor ve yoksulların en temel ilaçlara ulaşabilmesi ya da geri toplumların yeni teknolojilerle tanışabilmesi gibi en yaşamsal boyutlar yatırımlar hedefine kurban ediliyor. Yine metnin 1.5. paragrafında kamulaştırma girişimlerinin gecikmeksizin ve en uygun biçimde tazmini talep edilip; şartları belirlenirken insan hakları ve uluslar arası onaylanmış toplumsal hak ve özgürlükleri ihlal eden yatırımlarla ilgili hiçbir yasaklayıcı ya da toplumu koruyucu önlem yer almıyor. İlaveten taslağın 3.1.; 3.2.; 3.5.; ve 4.4. paragraflarında açıkça düşük maliyetli uluslar arası arz zincirlerinin yatırımcılar için önemi vurgulanıyor ve bu arz zincirlerinde emek ve çevre standartlarının uygulanması gibi bir öneriye dahi yer verilmiyor. Aynı şekilde taslak, üye hükümetleri, daha DT֒de bile karar altına alınmamış konularda yasal adımlar atmaya zorluyor ve örneğin: * DTÖ Tarım ve NAMA müzakerelerinin sonunda anlaşmaya girmesi beklenen “gümrük vergilerinin tek oranlı hale getirilmesi”ni talep ediyor (paragraf: 3.4.); * Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS’ın Mode 4 (gerçek kişilerin dolaşımı) başlıklı bölümünde liberalizasyona gidilmesi (paragraf: 3.5.); * Yabancı hizmet şirketlerinin yerli ortaklar bulmasını zorlaştırıcı ulusal düzenlemelerin kaldırılması (paragraf: 9.7.); * Ticaret ve yatırımları kısıtlayıcı düzenlemelerin en alt düzeye çekilmesi ki (paragraf: 3.7.) bu konu daha GATS Madde VI kapsamında bile üzerinde anlaşma sağlanmış bir konu değil. Rekabet politikası ile ilgili bölümde ayrımcılık yapılmaması(paragraf: 4.1.) şartı ile yabancı yatırımcıların piyasalara serbestçe giriş yapması konularına (paragraf: 4.2w. ve 4.4.) çok fazla yoğunlaşılıyor (Myriam Vander Stichele, Letter to OECD on Draft Policy Framework for Investment 7th Feb. 2006)