mai ve küreselleşme karşıtı çalışma grubu

CSR Bilgi Notu

ŞSS-Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu

16 Temmuz   2004

 

Çalışma Grubumuz, 6 yıldan bu yana sürdürdüğü çalışmalarında, işçi sınıfını kapitalizmle uyumlu hale getirme yönündeki çabaları teşhir etmeyi amaçlamış ve bu bağlamda yeni döneme damgasını vuran bir dizi kavramı teşhir etme de dahil olmak üzere değişik yöntemler kullanmıştır. Gönüllülük esasına dayalı Şirket Davranış Kodları, Çok Uluslu Şirketler İçin Davranış Kılavuzu, Şirket Vatandaşlığı, Yönetişim ve bu bilgi notunun konusunu oluşturan CSR/Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu bu kavramlar arasındadır. Bu 6 yıllık yürüyüş sırasında gerek kullandığımız yöntem (esas olarak olgulardan yola çıkarak teorik çerçeveye oturtma biçiminde özetlenebilir) gerekse kapitalizmi doğru algılayamadığımız; sistemin giderek “insanileştiği”, Avrupa’da farklı bir kapitalizm olduğu ve bu farklılığın tüm dünya tarafından örnek model olarak kabul edilmeye başlandığı yönünde çeşitli eleştiriler aldık ve tüm bu eleştirileri, çalışmalarımızdaki eksiklik ve yanlışlıkları gidermenin, bilimsel doğruya daha fazla yaklaşmanın önemli birer aracı gibi görerek mutlu olduk. Bizi mutlu eden bir diğer gelişme de savunduğumuz tezlerin -aşağıdaki örnekte olduğu gibi- zaman içersinde emekçi yığınların üst örgütleri tarafından da savunulur hale gelmesidir. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu ETUC’nin Şirketlerin Sosyal Sorumluluğu kavramıyla ilgili olarak aşağıdaki metinde yaptığı uyarılar; aslında çok önemli bir gerçekliğe işaret etmektedir: Gönüllülük temelindeki bu kavram giderek Avrupa ülkelerinde bile sendikasızlaştırmanın bir aracı gibi kullanılmaya başlanmıştır...Bu nedenle ETUC, ŞSS’nin sınırlarını çizme, açıklarını dile getirme ve tehlikelerini açıklama gereği duymuştur. Her ne kadar, yalnızca bu çıkışını temel alarak ETUC’nin artık bir sınıf örgütü olduğunu söylemek mümkün değilse de;  işçi sınıfının parçası olmanın her şeyden önce emek ile sermaye arasındaki çatışmanın kapitalizmin hiçbir aşamasında ortadan kalkamayacağını bilmeyi gerektirdiği unutulmamalı; yazıda -sınıfsal bir perspektiften olmasa da- altı çizilen gerçeklikler emek-sermaye çelişkisi üzerinden değerlendirilmelidir.

Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

 

ETUC

“ŞSS, bir kavram olarak işletmelerin sosyal ve çevresel konuları ekonomik faaliyetlerinde ve çalışanlarıyla girdikleri ilişkilerinde gönüllülük temelinde dikkate almaları biçiminde tanımlanmaktadır. ŞSS son yıllarda işletmelerde yönetişimin bir biçimi olarak giderek artan oranda kabul edilmeye başlamıştır. Hatta, BM, ILO ve OECD gibi uluslar arası örgütlerin bu kavramı sözleşmelerde kullanmaya başlamasıyla birlikte kavram küresel bir referans halini almıştır.

 

ŞSS, işletmelerin çok değişik alanlarda kullandıkları bir kavram olmakla birlikte sadece gönüllülük temelinde uygulanması bakımından objektiflik, işçiler ve tüketiciler için şeffaf kriterler belirlenmesi gibi şirketlerin performanslarını ölçmede dikkate alınması gereken değerler açısından açıkları olan bir kavramdır.

 

Avrupa Birliği de kendi içinde şirketlerin sosyal sorumluluğu kavramını kurumsal bir araç olarak kullanabilme amacıyla çeşitli prosedürler geliştirmektedir. Ancak ETUC’nin kavram ve ele alınış biçimiyle ilgili ciddi kaygıları bulunmaktadır. Şirketlerin kendi imajlarını kamu oyunda güçlendirmek ve tüketiciler nezdinde tercih edilen firma durumuna gelebilmek için bir araç gibi kullandığı ŞSS kavramı sadece şirketlerin halkla ilişkilerini güçlendirici bir enstrüman gibi değil kalıcı, sürdürülebilir bir çaba olmak zorunda olduğunu düşünmektedir. ŞSS, iş hukuku ve toplu pazarlık sistemlerine bir alternatif gibi ya da örgütlü işçilerle sosyal diyaloğa girmekten bir kaçış gibi görülemez.

 

ETUC, ŞSS’nin birincil kaygısının işletme içindeki endüstri ilişkilerinin kalitesi olması gerektiğini bir kez daha tekrar eder. Hatta, bir işletmenin mevcut toplu sözleşmeyi uygulamaması ya da istihdam sözleşmesini tanımaması söz konusu işletmenin sosyal sorumluluğa sahip bir işletme olma iddiasıyla çelişir.

 

Bir işletmenin kamu oyu tarafından sosyal sorumluluğa sahip bir kurum olarak kabul edilmesinin tek koşulu öncelikle içeride en üst düzey standartları uygulamasına bağlıdır.

Bu da şu anlama gelir:

·         Endüstri ilişkilerine saygı,

·         Özellikle Avrupa iş Konseyleri içinde işçileri bilgilenme, görüş aktarma ve katılım hakları prosedürleri üzerinden işçi katılımının geliştirilmesi

·         İşçilerin mesleki yeterliliklerinin arttırılması ve yaşam boyu eğitimin sağlanması

·         Önleyici önlemler alarak işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarına saygı gösterilmesi

·         Cinsiyetler arası eşitliğin geliştirilmesi

·         Özellikle değişimin yönetilmesi ve yeniden yapılanma süreçlerinde sosyal tarafların birlikte çalışması için yollar bulunması

·         İşçilerin sosyal haklarının geliştirilmesi

·         İşin kalitesinin arttırılması

·         Gençler, engelliler ve göçmenler gibi en fazla zarar gören grupların haklarının savunulması ve süreçlere entegre edilmeleri

ETUC, SSS’nin yalnızca bir tamamlayıcı olduğunu ama asla toplu sözleşme, sosyal standartlar ve hukuk sistemlerinin yerine geçemeyeceğini bir kez daha hatırlatır. Bu nedenle toplu sözleşmelere uymayan yasaları ihlal eden hiçbir sözleşme sosyal sorumluluğunu yerine getirmiş gibi kabul edilemez. Bu anlamda ETUC, katıldığı ve düzenlediği her toplantıda ŞSS’nin bu kafa karışıklığına yol açan doğasını ve belirsizliklerini, şirketlerin bu kapsamdaki faaliyetlerini kamu oyuna aktarmaktadır. Her ne kadar bu alanda zayıf da olsa bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da aşağıdaki yanılsamaların altının çizilmesi gerekmektedir:

1-      İşverenlerin kendilerine düşen sorumlulukları üstlenmesini sağlaması dolayısıyla ŞSS’nin güçler dengesi kavramını ortadan kaldıracağı görüşü tümüyle bir illüzyondur.

2-      ŞSS politikası içersinde bütün tarafların eşit fırsatlara sahip olduğu görüşü tümüyle bir illuzyondur.

3-      ŞSS’nin uygulanması için “gönüllülük yöntemi” ya da “en iyi uygulama örneğinin alınması”nın yeterli olacağına dair görüş tümüyle bir illüzyondur.

ETUC, ŞSS’nin bir halkla ilişkiler aracı gibi kullanılmasını şiddetle reddeder. Her ne kadar ETUC ŞSS’nin gönüllülük temelinde uygulandığını kabul etse de AB düzeyinde çerçevesi belirlenmemiş bir gönüllülüğü reddeder. Avrupa’da uygulanacak bir ŞSS’nin Avrupa Sosyal Şartı, Temel Haklar Şartı ve Lizbon Stratejisinde belirlenen kriterlere dayandırılması gerekir. Böylesi bir çerçeve, şirketlerin bu alandaki kriterleri kendi başlarına belirlemelerinin önüne geçecektir. ŞSS’nin mevcut yasa ve düzenlemelerin ötesine geçmesi şirketlerin bu kavramı “a-la-kart” bir anlayışla, diledikleri gibi, tüm sosyal kurumları yok sayarak uygulayabilecekleri anlamına gelmemelidir. ETUC, kendi ilkelerine yakın duran STK’larla bu alanda iş birliği yapmaya hazırdır.”